Gökhan Ateş
Utanç yazısı
19 Kasım 2016 Cumartesi 05:46:33

Arayı açtık.

Açıkçası işin içinde, sahada olmadan bir yerden sonra yazası gelmiyor insanın.

Elbette yazı yazmak benim olmazsa olmazım.

Ama gazete ve gündem dışında yazdığım serbest metinlerle şuanlık bu durumumu idare ediyorum diyebilirim.

Onun dışında pek de yazasım gelmiyor.

Yazınsal reflekslerim sahada olmadığımdan dolayı zayıfladı.

Ancak vicdani ve insani reflekslerim çok şükür ki hala yerinde sapasağlam duruyor.

Neyse…

Şuraya getireceğim; bazen öyle şeyler oluyor ki; “elimde tuttuğum kalem bu konuda bir şeyler karalayamıyor ve isyanını dile getiremiyorsa, ortaya çıkan suçun ortağıdır” diyorsun kendi kendine.

Bu sefer ki konu da malum; “tecavüzcülerin kurbanları ile evlendirilmesi durumunda infazlarının durdurulması ve affı”

*

Türkiye ile Kaliforniya arasında ki zaman farkı 11 saat olduğundan sabah uyandığımda birçok şeyden haberdar olma fırsatı buluyorum.

Gözlerimi açtığım an telefona gelen en az 5 son dakika gelişmesi ile adrenalin patlaması yaşıyorum.

Bu sabahta (Cuma sabahı) gözlerimi açar açmaz malum haberi okuyunca biran için uyanamadığımı düşünüp “yok yok dedim, bu kadar da olmaz herhalde”

Hani bu zamana dek, “tecavüzcünün kravat takmaktan iyi hal indirimi” aldığını da duymuş kulaklarımıza inanamamıştık, ama neticede ortada hafifleştirilmiş de olsa bir ceza olduğundan getirildiğimiz noktada “buna da şükür” demek zorunda bırakılmıştık ahalice.

Kaldı ki bu konuda çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarının seslerinin yeterince duyurulmaması ve yine bu sebepten hareketle toplumsal refleksin alınan skandal kararlar karşısında cılız kalması, bir takım çevrelerin ağzından salyalar akmasına neden olmuştu.

Bugün o salyalar tamamen “kontrolsüz kudurmuşluk” haline döndü ve kadınları, kız çocuklarını doğrudan hedef alarak, kadınların tüm özlük haklarını “tecavüzcü mağduriyeti” kılıfıyla hiçe saydı.

İğrenç, utanç verici, çağ dışı, mide bulandırıcı bir gelişme.

*

Yasa önerisini meclise sunduran ilgili bakan bey çıkıp “yok o öyle değil” diyebiliyor…

Yine bu kişinin temsil ettiği kitle, “yanlış ama, tecavüz aklayıcı bir durum yok ortada” deyip maddeler halinde yazılmış bir saçmalığı “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın” diyerek bizi konuyu çarpıtmakla suçlayabiliyor.

Hayır cidden anlayamıyorum…

Bu adamlar yanlış yapamazlar mı?

Yaptıkları yanlışın her zaman bir “ama’sı, haklılık payı” olmak zorunda mı?

Yaptıkları tek bir şey baştan sona yanlış olamaz mı?

Nedir yani sizi bu insanları koşulsuz şartsız, bu tip mide bulandırıcı bir önergede dahi umarsızca savunmaya iten düşünce?

Açıklayın bilelim, ama’larınızı söyleyin…

Deyin ki; Bilimsel açıdan, psikolojik açıdan, ahlaki normlar açısından, yapılan araştırmalar neticesinde mecliste kabul edilen yasanın dayanağı vardır ve şudur. Bu verilere dayanarak da bizler anayasada ilgili madde ile ilgili yer alan kanunu değiştiriyoruz”

Nedir?

Yemin ediyorum deliler gibi merak ediyorum.

Son 7 yıldır toplumda kadın ve çocuk istismarı yüzde bin küsür artmışken sizi bu önergeyi savunmaya “ama” diyerek iten fikir altyapısı ne, lütfen söyleyin!

*

Çok eşli mi olmak istiyorsunuz?

Kadınların tek işlevinin çocuk doğurmak olduğunu düşünüp, toplumun içinde her geçen gün canavarca büyüyen şehvetin yasal bir zemine oturtulmasını mı amaçlıyorsunuz?

Kadını susturup, sosyal, kültürel alandan çekip alarak erkek egemen bir toplum yaratmak mı istiyorsunuz?

Erkeklerin kadınlardan daha üstün yeteneklerle, güçlerle donatılmış bir varlık olduğuna mı inanıyorsunuz?

Nedir savunmanız, düşünsel dayanağınız?

*

Eğer böyle niyetleriniz varsa ki var…

Bilin ki;

Bizler “Gazi meclisinde” yüceltilen kadının yanındayız.

Bizler her türlü ortamda erkeklerle aynı şartlarda hayatını yaşayabilen, ayakları üzerinde durabilen güçlü kadının yanındayız.

Ve öyle düşündüğünüz kadar da az değiliz.  

*

Bizler kadınları; hayatları boyunca bastırdıkları, ‘namus’ giysisi giydirdikleri şehvetlerinin boyunduruğu altına sokmaya çalışan, döven, ezen, sosyal hayattan, iş hayatından soyutlamaya çalışan, tek işlevinin çocuk doğurmak olduğu düşünen herkesin karşısındayız, olmaya da tüm varlığımızla devam edeceğiz!

Bana bu zihniyetin savunuculuğunu üstlenip “belki çok doğru bir karar değil ama” diye başlayan cümlesiyle meclise sunulan önergeyi meşrulaştırmaya çalışan ve beni bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak ile suçlayan arkadaşım için önerge metnini yazının sonuna tekrar yazıyorum.

Vicdanınla oku bu metni arkadaşım…

*

"Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın, 16.11.2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilir."

*

Hala “ama” deyip savunmaya devam edebiliyorsan eğer; kes benimle selamını sabahını…

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı