Erdoğan Eğmen
Neden radyo dinler insanlar
25 Ekim 2016 Salı 02:07:10

Radyo dinleyip aynı zamanda yolu izleyebiliyorsunuz, arabanın camından kolunuzu çıkarabiliyorsunuz, yemek yapabiliyorsunuz, eğer naif bir ses ise kitap bile okuyorsunuz. Arada frekansı değiştirip yaşamaya devam ediyorsunuz. Yani insanların birçoğu müzik dinlemek için radyo dinler. Bunun dışında özellikle dini içerikli, sanat içerikli veyahut komedi içerikli birçok program var. Radyo dinlemek aslında bir zevk işidir. Ben mesela evimde yavaş müzik çalan pop ağırlıklı radyolar dinlerim. Tabi benim gibi olmayıp sadece sanat içerikli radyolar dinleyenler de var. Tabi bu kaliteyle de alakalı. Programcıyı severse dinleyici radyo dinler. Edirne’deki radyoların böyle bir şeyin peşinde olmalarını kenara bırakın müzik kutusu bile olmaktan aciz durumdalar. Evet, gece gündüz bir akış var. Tabi ki robot programlara atılan yüzlerce müzik sizin zevkinize denk gelirse. Siz de radyo dinliyorum havasına girebilirsiniz. Ben bütün gün dinledim bir insan sesi duyayım diye ama nafile. Nerde o güzel insanların sesi. Bizim Edirne’nin radyolarında adlarını saymayacağım o güzel insanlar, hepsi tek tek aklımda biraz hafızanızı karıştırırsanız siz de bir isim bulacaksınız. Her evin ve her işyerinin radyosu varken şimdi çevrenize bakın; ya telefona yüklenilen yada mp3’e yüklenilen kulaklıkla müzik dinlemekte birçok insan. Nerde şimdi arabaların camlarında radyo frekans reklamları. Edirne’deki radyoculuk bence çöktü yada çökmek üzere. Ah ah nerde o eski güzelim Edirne’deki radyo programları. "Ne güzel dinlerdik, zevkle!" diye düşünürken, artık hakkında konuşan hiçbir kişiye rastlamadığımı fark ettim.

Artık Edirne’de radyo ve radyoculuk konuşulmuyor. Sadece şehrimde mi ,bence canım ülkemde de bundan farklı bir durum yok. Ben radyonun tahtını televizyona devrettiği dönemde büyüdüm. Bir nevi geçiş yıllarında... Öyle olmasına rağmen, çocukluğumdan kalan anılarımda, radyo dinlemenin en zevkli yanının “Radyo Oyunları” olduğunu hatırlıyorum. Nerde şimdi o güzelim canım radyo tiyatroları. İlk çıkış zamanı bilinmese de II. Dünya Savaşı’nda yaygınlaşmaya başlayan, ilginç bir öyküsü var "Radyo Tiyatrosu’nun. Savaş yıllarında, sığınakların tepelerine bombalar yağarken, insanların dış dünyayla tek bağlantıları radyolarıymış. O dönem savaşın bitmesini bekleyenler için tasarlanmış radyo oyunları. Öyle başarılıymış ki; H.G. Wells’in, Marslıların Dünya’yı işgal etmesini işlediği "Dünyalar Savaşı" adlı eserini, radyo tiyatrosuna uyarlayan Orson Welles, o kadar gerçekçi bir oyun sunmuş ki, ilk dinlendiğinde Amerika Birleşik Devletlerinde bir panik etkisi yaratmış. Halk oyunu gerçek sanmış. Türkiye’deki ilk radyo tiyatrosu örneklerini 1950’lerde İstanbul Radyosu başlatmış. Böylelikle ülkemizde de çok sevilip altın çağını yaşamaya başlamış... Hatta daha sonraki yıllarda, ileride bir klasiğe dönüşecek olan "Arkası Yarın" kuşakları, dinleyicileri radyonun başına çekmiş. Radyonun bir güzelliği var; dinleyicisini alıkoymaz yaptığı işten. Meşgalesi ne olursa olsun üretimine sekte vurmaz. İlgisini dağıtmaz, konsantrasyonunu bozmaz.

Radyo tiyatrosununsa insan üzerinde daha farklı bir etkisi vardır. Dinleyenini büyüler. Kişiyi; canlı, görsel bir tiyatro oyunundaymış gibi içine çeker. Ses efektlerinin yanı sıra, muhteşem betimlemeler yaparak, anlatılanları dinleyicinin tasavvur etmesini sağlar. Hayal gücünün gelişmesine ciddi anlamda yardımcı olur. Yaratıcılığını ve hatta zekâsını geliştirir. Kolay iş değildir tiyatro oyunu yazmak, seslendirmeyle bir karaktere can vermek. Meşakkatli ancak keyifli bir konu... Konu da nesi, benim için dört dörtlük bir sanat dalı. Keyifli yanının dışında; sunduğu bilgilerle, edebî katkısı yadsınacak gibi değil. Günümüzde yok olmaya yüz tutması büyük ve üzücü bir kayıptır bence...

TRT’nin elinde geçmişten günümüze dek yayınlanmış eski oyunlardan çok zengin bir arşiv var. "Arkası Yarın" geleneğini de hâlen sürdürmekte. Bu çaba gerçekten de takdire layık. Sözünü ettiğim arşivleri de yayına açsalar, o eski oyunlar tekrar yayınlansa radyo tiyatroculuğunun canlanması açısından yararlı olmaz mı?

Eski sanatçıların güçlü oyunlarını dinlesek, yeni kuşak tiyatrocular bunlardan yararlansa...

İnanıyorum ki, yalnız radyo tiyatroculuğunun değil, çocuklarımızın da yararına olur bu iş...

Radyo tiyatrosunu kitaba benzetirim. İnsanın hayal edebilme yetenekleriyle oynar. Onu güçlendirir. Çağımızda, özellikle kentlerde yaşayan insanların buna ihtiyacı var.

Görsel enstrümanların zorlayıcı yönlendirmesi sonucu hayallerimiz bile tekdüzeleşti. Hayatı şu ya da bu yönetmenin gözünden görüyor, bilmem hangi senaristin kalem izinde yaşıyoruz. Oysa özgürce hayal etmek, insanın önünde yeni ufuklar açar. İnsanla da sınırlı kalmaz bu... İnsanlığın desem iddialı mı olurum?

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı