Gökhan Ateş
O günden bugüne
8 Ağustos 2016 Pazartesi 19:15:38

Uzun zamandır köşelere uğramaz olduk.

Alçak darbe girişiminin ardından meseleye bakışımı daha çok şahsi sosyal medya hesabımda yaptığım paylaşımlarla dile getirdim.

Yerel ölçekte yayıncılık yapan bir mecrada ve böylesine sert geçişleri, ağır paranoyaları, sonuçları bulunan bir dönemde yazdığım yazıların kişi ve kurumlara zarar vermesini istemedim.

Neticede yaşanılan dönem yerel yayın yapan gazete ve internet sitelerinin kendilerini savunabilme argümanlarının kat kat üstünde, sağlıklı düşüncenin hüküm sürdüğü bir dönem değil.

Bu nedenle kendi adıma zehir dökme işlemini kendi şahsi hesabımda “durumun çok ciddi” olmasına pek de aldırmadan yaptım bunu.

Çünkü durumun ciddiyetini her şey olup bittikten sonra değil, olmadan önce de bilenlerden, naçizane kıyıdaki köşemizden söyleyenlerdeniz.

*

15 Temmuz Darbe Girişiminin olduğu günün sabahı bir yazı kaleme almış, ama ülkemiz, toplumumuz için böylesine ağır ve travmatik olay meydana gelince de yazıyı buruşturup kenara koymuştum.

*

Sosyolojik açıdan bakıldığında ülkenin geçmişinden bugüne var olan travmatik hafızasının pimi çekilerek bir nesle daha bu zehir bulaştırıldı…

Bir neslin hafızasında tankların, uçakların ve vatan haini bir grup cuntacı askerin sıktığı mermilerin sesleri, yarattığı vahşetin görüntüleri yer etti.

Darbe dönemlerini yaşayan ve o dönemlerde yaşanan cümle zulme şahit olan neslin verdiği cansiperane refleksle birlikte cuntacı kansız askerlerin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerindeki kanlı emelleri gerçekleşmedi.

Bu darbenin başarısız olmasındaki bir diğer etken de Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki vatansever askerlerin, vatana, halka yapılan hainliğe karşı çok net  ve sert tavır almalarıdır.

O kadar ki, uyduruk Balyoz ve Ergenekon davalarında bu it sürülerinin adamlarının ellerinde hipnotize edilmiş adalet sistemimizin mağduru generallerimiz, subaylarımız, astsubaylarımızın olayın duyulduğu ilk dakikalardan itibaren evlerinden silahlarını kuşanıp çıkarak, birliklerdeki silah arkadaşıyla beraber bu kansızlara karşı verdiği mücadelenin de hakkını vermek bizim boynumuzun borcu olsun.

Yüce Türk Halkı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin vatansever subayları, astsubayları, uzman çavuşları, er ve erbaşlarıyla püskürtülen bu darbe, umarım Türkiye’nin hipnotize edilerek, çarpıtılmış, içindeki kült değerleri boşaltılmış eğitim, adalet ve kamu işleyişinin hızla akla dayalı bir hal almasına sebebiyet verir.

Umarım hak edenler artık hak ettikleri yere amcası, dayısı, teyzesi, cemaati, şeyhi zırtı pırtının selamı sabahı olmadan gelebilme şansını bulur.

Aksi takdirde meselenin 360 derece kuramına döneceğini herkes gayet iyi biliyor…

*

DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA GEÇEN SÜRE BOYUNCA TAKINDIĞIM RUH HALLERİ

*

EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM ŞEYLER:

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içine sızdırılan eli kanlı, karakteri kansız bir grup hain tarafından yapılan kalkışmada hainlerin sivil vatandaşlara ülkenin tankını, tüfeğini doğrultarak onlara acımasızca ateş ederek şehit etmesi ve yine hiçbir şeyden haberi olmayan er ve erbaşları halk ile karşı karşıya getirilmesi... Bu bağlamda gördüğüm fotoğraflar, izlediğim görüntüler hafızamda ve yüreğimde onulmaz yaralar açmıştır.

*

EN ÇOK ŞAŞIRDIĞIM ŞEY:

Edirne’de resmi bayramlarda gördükçe “Ulan bu adam Atatürkçü, vatansever, gözlerinden istikbal, asalet fışkırıyor” derken Tuğgeneral Hidayet Arı’nın adının bu cuntacı, kansız askerlerin arasında geçmesi ve hazırlanan darbe atamalarında “Sıkı yönetim komutanı” olarak yazılması.

*

EN ÇOK İNANDIĞIM KİŞİLER:

Darbe girişiminin ardından Balyoz ve Ergenekon gibi sallamasyon davalarda yargılanan komutanlardan Ali Türkşen, Semih Çetin, Levent Bektaş gibi isimlerin televizyonlara çıkarak, içlerindeki tüm zehri bağıra bağıra, dimdik ve asaletli duruşları ile dile getirmeleri, “Ulan hepiniz buradaydınız bu kansızlar bize katil, darbeci, cuntacı yaftaları yapıştırırken, o zamanlar bunların gazetecilerini, avukatlarını çıkarıp bizi aklınızca tokat manyağı yapıyordunuz, biriniz de gelip Silivri’deki davaları izlemedi” diye diye ekranların popüler moderatörlerini morartıp, suratlarındaki çok bilmiş ifadelerin hepsini çarmıha germeleri, ek olarak; bilgileri, donanımları, tavırları ve yerden göğe kadar haklılık içinde dahi en ufak bir kin duymadan göreve hazır olduklarını bildirmeleri benim inancımı, umudumu tazelemiştir.

*

EN ÇOK GÜLDÜĞÜM ŞEY:

Yani böylesine ağır ve travmatik bir olaydan “En çok güldüğüm şey” diye bir başlık açmak ne kadar doğru bilmiyorum ama hakikaten Edirne’nin şovmen Belediye Başkanı Recep Gürkan böylesine olağanüstü durumlarda bile bunu başarabilme yeteneğine sahip. Yaşanan kalkışmanın ardından kendisine hemen bir şov yapma aracı yaratan Gürkan’ın “Darbeci başkanların resimlerini elleriyle kaldırdı” haberini okuyunca epey güldüm ve dedim ki; biri de çıkıp dememiş mi “Başkan 14 Temmuz’da mı asıldı o resimler oraya”

*

EN ÇOK GURURLANDIĞIM ŞEY:

"Birlik ve beraberlik görüntüsünü toplum olarak samimiyetle sağlamamız" demek geliyor içimden ama aklımın "geçmiş" dehlizlerinde dolaşan şüphe hep bi "dur, o iş öyle değil" ihtarı çekiyor bana. Neyse biz kanacaksak da böyle bir yalana kanalım ve darısı siyasilerin başına diyelim. Samimiyet önemli ama…

*

EN ÇOK KORKTUĞUM ŞEY:

Yaşanan bu hain kalkışmanın ardından tüm faturanın Türk Silahlı Kuvvetlerine kesilerek emir komuta zincirinin bozulması ve ordunun siyaset tekelli bir yapıya bürünerek yozlaştırılması ve halk nezdinde itibarının kökten kazınması. 

*

EN ÇOK UMUT ETTİĞİM ŞEY: 

Atatürk'ün ilke ve devrimlerinin izinde Türkiye’nin Laik Demokratik ve Tam Bağımsız, kamuda, özel sektörde liyakat esaslı bir yola girmesi ve elbette FETÖ faturasının bu palazlanmada rolü olan siyasilere de biran evvel kesilmesi.. 

*

SAMİMİYETSİZ GELEN ŞEY:

Demokrasi Nöbetlerinde “Vatan, Millet, Sakarya” diye slogan atıp kendisini yırtan arkadaşların “30 Ağustos Kutlanmayacak” diye açıklama yapıldığında sus pus olmaları, demokrasi, hak hukuk, özgür düşünce, özgür ifade diye bağıran kişilerin “idam isteriz” diye ortalığı velveleye vermeleri. He bir de FETÖ’nün kadrolarından boşalacak yerlere kapağı atmak için Türk Bayraklı tişörtleri ile meydan meydan sosyal medyada otuz iki diş konulu fotoğraflar paylaşan bazı yalaka tayfa var.

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı