Gökhan Ateş
Amerika'dan - İLK YAZI
8 Temmuz 2016 Cuma 20:01:28

Mayıs’ın 31'nde yani işi bıraktığım günden itibaren her gün karşılaştığım kişi veya kişilerden" Nasılsın, napıyosundan" evvel duyduğum şey “Sen daha gitmedin mi” sorusuydu.

“Daha 1 ay daha buralardayım, işi bıraktım Edirne’yi değil” dediğimde ise “Sen gidemeyeceksin birader” deyip okkalı bir kahkaha patlıyordu yüzüme bu sevimli abi abla ve arkadaşlarım :)

*

O süreç boyunca geçen 1 aylık zaman diliminde ciddi gel gitler yaşadım.

Kendimle ve geleceğimle ilgili çok ciddi bir kararın eşiğinde olduğumun farkındaydım, ancak ite kaka kurulan tüm düzeni, bin bir zorlukla biriktirilen yüzlerce güzel insanı, ailemi ve doğup büyüdüğüm kültüre, geleneğe dair her şeyi bırakacak olmak beni müthiş bir duygusal kaosa sürükledi.

Kimilerine göre bu çok normaldi...

Ama kimilerine göre; yani çevremdekilerden “Gidiyorsun kurtuluyorsun. Mal mal olma. Git kurtar kendini. Bu ülkenin ne olacağı belli değil artık. Senin yerinde olmak isteyen kaç kişi var biliyor musun” gibi “bekara karı boşamak kolay” deyimiyle örtüşen bi ton sitemkar öneriler aldım.

Sitemler bana değildi... 

Biliyordum...

Sitemler ülkenin içinde bulunduğu psikolojik buhranın, akıl tutulmasının, paranoyanın çevremdeki insanlar üzerinde yarattığı infialin yansımalarıydı.

Yaşadığım ülkede herkes bedava yaşadığını düşünüyor, bu dünyadan eceliyle ölüp ayrılamayacağı için hep tedirgin oluyordu.

Bu paranoya yüzünden çocuklar evinin önündeki oynayamıyor, gençler asker olmamak için kılı kırk yarıp gitmemek için çareler arıyor, anne babalar ise televizyondan izledikleri kadarıyla çarşıya pazara çıkmaya korkuyordu. 

Haklıydılar bir bakıma...

B.mb.k bir haldeydik...

Bunu uzun uzun yazmama gerek yok... 

Ne çocuk çocukluğunu, ne genç gençliğini ne de ebevyn ebeveynliğini sağlıklı bir psikolojiyle icra edebiliyor artık.

"Nasılsın" sorusunun cevabı "Her an ölebiliriz" düşüncesinden üreyen "Yaşayıp gidiyoruz işte"

Bu cevabın altında her türlü korku, endişe gizli...

*

Neyse konu dağılmasın...

Yukarıda Türkiye'nin yaşanmaz bir cennet haline dönüştüğünü sanan ve önerilerini yarı özenerek, yarı sitem ederek bana sunan kişilerin benim nezdimde çok da büyük tesiri olmadı.

Kendi içsel huzuruna ve akıl sağlığına önem veren biriyim çünkü..

Ben aklımın içinde dayalı döşeli herhangi bir odada rahat oturamayan düşünceyi, fikri alıp hayatıma empoze etmeye çalışamazdım…

Daha önce denedim olmadı, hatta aptallık yaptığımı bile bile yine denedim.. 

Olmadı, olmuyordu, olamıyordu. 

Son çare, bana zarar veren, verebilecek olan veya benim zarar verdiğim, verebileceğim insanları hayatımın, mantığımın koca delikli süzgecinden geçirdim…

Bu sefer işe duygularımı ve duyularımı karıştırmadım..

Sadece tozdan biraz büyük tanelerin geçebildiği süzgeçlerden bahsetmiyorum, kocaman delikleri olan süzgeçleri anlatıyorum…

Bu nitelikteki bir süzgeçten dahi geçemeyen ve hali hazırda hayatımda olan kişi veya kişilerin bana verebileceği ek olarak benim onlara verebileceğim tek şey “hayal kırıklığı” olur diye düşündüm ve gitmeye yönelik attığım radikal adımı da böylece içsel olarak da kesinleştirdim.

Aldığım son kararın gerektirdiği gibi neticede şuan 10 bin kilometre uzağınızdayım.

Güne benden 10 saat önce başlıyor ve bitiriyorsunuz.

Bilmenizi isterim ki; aklımda, kalbimde ve tüm benliğimde hissediyorum hepinizin varlığını...

Amerika’da yaşadığım süre boyunca bunu hissetmeye devam edeceğimi de iyi biliyorum.

Çünkü buraya gelirken yaşadığım, beni doğurtup, büyüten topraklara, insanlara memleket duruşumu göstereceğime dair söz verdim.

Şuan her ne kadar içine içine kanasa da topraklarımın kederli ve şefkat dolu avuçları.. 

Bugünlerde geçer, belki o meşhur şarkıda ki gibi motorları maviliklere süreriz gönül rahatlığı ile..

Kimbilir?

Ben toprağımın en mahremine, en küçük zerresine kadar sinen hürriyet kanına, Atatürk'e, fikirlerine, devrimlerine, öğütlerine ve Türkiye'nin son 13 yıldır ayaklar altına alınan biçok değeri arasında onurlu bir şekilde yaşamak için çaba gösteren güzel insanlara ihanet etmeyeceğim... 

Bulunduğum yerde en iyiyi, en güzeli kovalayıp her daim yüreğimdeki memleket özlemi ile kadeh tokuşturacağım...

*

Hayatımda iyi kötü yer edinen, edinmeye devam eden ve beni hatırlayan herkese Amerika’dan selam olsun…

Sizleri ve bana kattıklarınızı en değerli emanet olarak görerek, sizlerin farkında olarak yaşayacağım burada…

*

Şuan için Türkiye genelinde; Çanakkale, Edirne, Afyon ve yaşadığım, beni var, bende iz bırakan tüm şehirler ve insanlar özelinde bildiğim tek şey var…

Benim hayatımın saçları dalgalı, sesi esmer, yüreği özlem dolu şarkısı başladığı notayla bitecek…

Hadi bakalım; şimdilik öpüldünüz…  

*

Artık yeni hikayeler yazmaya başlayabilirim.

Görüşürüz madem. 

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı