Gökhan Ateş
Kim için?
29 Haziran 2016 Çarşamba 12:12:19

Yolda ellerin cebinde kafanın içinde dönenlerin eşliğinde yürüyorsun, çözmek istediğin bir sürü şey var. Çıkmazdasın. Evden işe gitmek için normalde çıktığın saatten bir saat daha erken çıkıp yürümek istedin. Gidiş güzergahını da uzattın. Ara ara yaptığın gibi Çaycı Hüseyin Amca’da çay soda içip, Hüseyin Amca’nın gün boyu bitmek tükenmek bilmeyen enerjisinden feyz almak biraz da goy goy yapıp, “Hayat her şeye rağmen güzel lan” demekti niyetin.

*

İşten çıkmışsın, duraktasın. İkide bir saatine bakıp yarım saatte bir geçen otobüsün 15 dakika gecikmesini anlamlandırmaya çalışıyorsun. Oysa basit telaşelerin var. Kimi zaman eşinin sofrada bekleyen yemeklerini soğutmamak, kimi zamansa sabah evden çıkarken çocuklarına söz verdiğin çikolata ve şekerleri zamanında yetiştirip onları uyumadan yakalamak için debeleniyorsun.

*

Binlerce kilometre öteden tatil yapmak için geldiğin ülkedeki turuna başlıyorsun. Hava çok güzel. Deniz, manzara, tarihi mistik hava, mimari. Etkileniyorsun. “İyi ki” diyorsun, “iyi ki gelmişim” Birazdan büyük bir heyecanla geldiğin şehrin önemli müzelerinden veya meydanlarından birisini gezip kıymetli bilgiler edineceksin, hatta ediniyor da olabilirsin

*

Eşinle, dostunla, çocuğunla, sevgilinle, kuzeninle kısacası sevdiklerinle güzel havaya eşlik etmek için kendini dışarıya atmış kafa dağıtıyorsun, gün, hafta, ay, yıl boyunca başından geçen iyi kötü her şeyi görüşme sıklığınıza göre anlatıyor hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyorsun, muhabbetin ilk arasında sigara yakmak istiyorsun. Ama bitmiş. Yanındakilere “siz yürüyün ben şu yukarıdaki büfeye bi koşu gidip alayım geleyim iki dakikada” diyor, gülerek gruptan ayrılıyorsun.

*

Her zamanki buluşma noktasında kız arkadaşının seni bekletmesine söylenip duruyorsun, “Bu hatun hiç böyle yapmazdı. Neden bu kadar geç kaldı ki” deyip telefonunu kontrol ediyor, sağa sola bakıp merakını körüklüyorsun.

*

Ailece alışveriş yapmak için evden çıktıktan kısa süre sonra arabasında uyuyakalan bebeğin yolun ortasında ağlamaya başlıyor, ağlamasını dindirmek için arabasını olduğun yere sabitleyip önüne geçiyor, türlü şebeklikler yaparak yüzünü güldürmeye çalışıyorsun, en fazla 50 metre geride bir mağazada takılıp kalan annenin yoluna bakıyor çocuk susmadıkça daha da panikliyor, olduğun yerde kalakalıyorsun.

*

Birazdan çok sevdiğin bir arkadaşını göreceksin, uçağı inmek üzere, sen taksiciye yol boyunca baskı yapıyorsun “Abi gözünü seveyim çabuk gidelim, inecek uçak, uzun zamandır görüşmüyorum çok özledim. Bekletmeyeyim şimdi. O kadar da tembihledi sakın beni bekletme diye” taksici iyi bir abimiz. Anlıyor heyecanını. Havaalanına normalde varması gereken saatten 10 dakika geliyor, karşılama noktasına bırakıyor seni.

*

BOOOOM!

*

Alev bulutuna karışıyor bu hikayelerin tümü cayır cayır yanıyor…

*

Hüseyin Amca’nın yaşam enerjisinden nemalanmak için gittiğin yolda,

Eşine, çocuğuna vakitlice yetişmek için otobüs beklediğin durakta,

Gezip görmeye geldiğin ülkenin meydanında,

Sevdiklerinden sigara almak için iki dakikalığına ayrıldığın yolun yarısında

Kız arkadaşının ilk kez gecikip, bir türlü gelemediği randevu yerinde

Bebeğinin uyanıp ağlamaya başladığı caddenin ortasında

Sevdiklerini karşılamak için uçarak gittiğin kucaklaşma noktasında…

Günün; en savunmasız, en olağan, en değerli, en günahsız, en masum zamanlarında yakalıyor ölüm.

*

Haydi soralım artık şu soruyu, yeter!

Kim için bu kadar ölüyoruz biz?

Kimin çıkarları, kimin koltuğu, kimin yanlışları, kimin inadı, kimin sözleri, kimin korkuları, kimin telaşları, kimin döneklikleri, kimin pişmanlıkları, kimin kandırılmışlıkları için?

*

Kimmiş bu üst akıl, neredeymiş bu ortak akıl, nereye kaybolmuş bu birlik ve beraberlik içinde yaşama iradesi, neredeymiş, hanimiş istikrar denilen büyülü kelimenin seçim kazandıran rasyonalitesi?

*

Günlük hayatımızdaki her şeyle, randevularımızla, attığımız adımlarla, biten sigarayla, yolun ortasında ağlayan bebeğimizle, nefeslenmek için oturduğumuz bankla, çarşıda karşılaştığımız kalabalıkla, hak arayışı için atılan sloganlarla bir günde yaptığınız ve yapacağınız her şeyle topyekün savaş halindeyiz artık.  

*

Sormadan, sorgulamadan ve ellerinizdeki uzaktan kumandaları bırakmadan da bitemeyecek bir savaştan bahsediyorum…

Renkli dünyanızdan çıkın artık, dışarısı simsiyah…

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı