Erdoğan Eğmen
FOTOĞRAFINIZI ÇEKEBİLİR MİYİM?
27 Haziran 2016 Pazartesi 10:04:49

Yaz geldi tatil başladı.

Hepimizin elinde bir fotoğraf makinası.

Hoş esasında yazın gelmesi de önemli değil.

Hepimizin elinde bir cep telefonu olduğu için hepimiz her an bir fotoğraf çekmek için hazır ve nazırız zaten.

Bazı fotoğrafçı dostlarımın ve arkadaşlarımın elinde fotoğraf makinalarınla dolaştıklarını görünce içim gidiyor.

Ama emekliliğime az kaldığını düşününce bu sanata duyduğum ilgiyi hayata geçireceğim zamanın daha da azaldığını düşünmek beni bir o kadar da mutlu ediyor.

*

Fotoğraf; Yunanca, ışıkla yazmak. Bir ressamın boyalar ve tuvalle yarattığını,  yaşamdan kesitle, ışıkla ve makineyle yaratmak.

Tabiki fotoğrafçılık; öz çekimlerimiz ve sahillerde ayaklarımızın fotoğraflarını çekmek ve kişisel, aile albümü yapmak değil,  kendi dünyanızın albümünü yapmanın peşinde koşmaktır...

Bakmak değil, görmeye ve görüp anlamaya yöneliktir tüm enerjisi.

Elinizde fotoğraf makinenizle uygun anın beklentisi içinde kendinizi tüm yaşam sıkıntılarınızdan kurtarır, dünyanın içinde bulunduğunuz anda size sunduğu bütün güzellikleri görür, sıkıntılarını hissettirir fotoğrafçılık...

*

İlk Zenit ile başlamıştım fotoğraf çekmeye, makine benim bile değildi.

Gün geçtikçe makinenin yetersizliğini anlamak, hem sizin iyi yolda olduğunuzun hem de kenara para koyup makine almaya yaklaştığınızın sinyalidir.

Tabi buna bir türlü fırsatım olmadı.

Yanlış anlaşılmasın sakın; para biriktirmeye değil o fotoğraf makinasını alıp çekim yapmaya.

*

Dostlarımdan öğrendiğim kadarıyla, başta sabit objektifle çekerken, bir de zoomum olsa dermişsiniz ve bu işin ikinci bölümünde olduğunuzun sinyaliymiş bu durum, bir süre sonra geniş açı objektif istermişsiniz, fotoğraf makinesine hakimiyetiniz, sonsuz ve sürekli bir devinim içindeki yaşamları temsil edecek uygun kareyi yakaladığınız anlar çoğaldıkça, yollara düşüp deklanşöre bastığınız anda aldığınız mutluluk arttıkça, bunca makine ve marka arasından size uygun olanını bulacaksınızdır diyorlar. 

Bence de, çünkü bu işin burada kalmadığını her zaman yakın dostlarımdan görmüşümdür.

*

Fotoğraf makinesini alıp yollara düşmek..

Tabi doğru yer ve zaman.

Saraçlardaki alışveriş mağazaları doğru yer olmayabilir örneğin, ama önünde mendil satan ve gitar çalan çocuklar yada bankta oturup dinlenmeye çalışan yaşlılar  belki de sizin deklanşöre basmanızı bekleyen tam da doğru yer ve zamanı temsil ediyordur...

Balıkçıları çekmeye çıkarsınız Tunca veya Meriç kenarına, tek bir kare çekemeden, ama eve bir kilo taze balıkla dönersiniz.

Bahar aylarında doğanın coşması size malzeme yaratırken, kışın yağmur sonrası veya kar, fotoğraflarınıza girer.

Bizim insanımızda her ne kadar kamera ve fotoğraf makinesine karşı aşırı sempatik ve ilgili çekim gücü beslese de, deklanşörün önündeki insan seyyar satıcı, dilenci, sokakta yaşayan insansa, önce sohbet edip izin alın derim ben.

Bu özellikle hem makineniz, hem kendi sağlığınız için önemli diye düşünüyorum.

Çarşının göbeğinde dilenci bir kadından statlarda bile duymayacağınız küfürler işitmiştim izinsiz fotoğrafını çektikleri için...

Ve fotoğrafını çektiğiniz kişiye ona da bir tane göndereceğinize söz verdiyseniz mutlaka gönderin, dünya küçük.

Belki o kişiyi bir daha fotoğraflama şansını siz veya başkası yakalayabilir.

Tutulmayan söz, bir daha çekim izni vermeyen kişi demektir.

*

Işığın en uygun olduğu anı yakalamak.

Gerçi en güzel fotoğraflar sabahın erken saatleri(Herkesin yatakta olduğu) , güneşin batmaya yakın zamanları, yağmur sonraları denir.

Ama konu ışık olunca, doğruya giden pek çok yolun olduğunu unutmamak gibi, uygun ışığın yakalanacağı pek çok zaman da vardır.

*

Yürümeyi seviyorsanız, yeni yerler ve insanlarla tanışmayı, günlük sıkıntılarınızdan sıyrılabileceğiniz zamanlar istiyorsanız veya eşiniz arkadaşlarınızla farklı şeyler paylaşmanın peşindeyseniz, fotoğraf makinenizi alıp yola düşün derim.     

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı