Gökhan Ateş
Gerçek yarım
14 Haziran 2016 Salı 10:45:51

 

 

 

Size yöneltilen –çok zor- soruların bazen tek kelimelik yanıtları vardır.

Anca tek kelimelik yanıtların hepsi risklidir, tehlikelidir. 

Tek bir sözcük olarak dilinizden çıkan o cevap, karşınızdaki kişinin kafasında daha büyük bir anlam karmaşası yaratır.

Zihnini bulandırır.

Çünkü sizden daha doyurucu bir açıklama bekler.

Aranızda geçen olay her neyse, tek kelimeyle açıklanacak kadar basit bir durum olmadığını düşünür ve buna yönelik söylenebilecek her türlü cümleyi, sözü düşünüp, cevaplar hazırlar, cevaplar arar…

Bahsi geçen konuyu saatlerce konuşmaya, sayfalarca okumaya odaklamıştır kendisini.

Tek kelimelik o cevap, duyguların en yoğun şekilde yaşandığı bir anda verildiği için genelde ters teper.

Konuşulan, yaşanılan, hissedilen her şey anlam, değer kaybedebilir.

Evet, böyle riskleri vardır.

Hisler değişir, iki kişinin birbirine bakışı değişir, sözler değişir, tavırlar değişir…

Hem de birkaç saniye içinde olur ve biter bunlar.

Uzun lafın kısası tek kelimelik bir yanıt verecekseniz, yanınızdaki kişiyi kaybetmeyi de göze alacaksınız.

*

“Bir şarkı hangi notayla başlarsa o notayla biter” diye kült bir kural vardır müzikte.

Hayatta da böyle olmalı.

Diğer türlüsü kırıyor, incitiyor, umudu, inancı sömürüyor…

*

Dinlediğimiz müziklerin hepsinde bir yarım kalmışlık hissiyatı, kokusu, dokusu vardır.

Ayrılığın ardından yazılan bir şarkının renkli ezgilerle süslenmesiyle hüzünlü melodilere büründürülmesi arasında bir fark yoktur.

Neticede bir hissiyat öyle veya böyle vücut bulmuştur ve her ikisinin de toplum içinde karşılığı mutlaka olur.

Birisi eğlenirken, diğeri ağlarken bu sözlerle yaşadığı psikolojiyi bağdaştırabilir.

*

Gerçek yarım kalmışlıkları anlatan şarkılar değerlidir.

Adı üstünde gerçektir, gerçek olan şeyler kötü hissettirse de güzeldir.

Evet öyledir; çünkü güzelliği arayan herkes "en başa" denen çıkılamaz bataklığı bile yemyeşil, gökyüzüyle barışmış bir bağa bahçeye çevirebilir…

*

Bir gerçek içinde çokça küçük “mümkün” parçacıkları bulundurur.

Siz gerçeğin acısına veya tatlısına odaklanmaktan içerisinde ki mucizeyi göremez, ona ulaşamazsınız.

*

Yarım kalmışlığın da gerçeklikle uzaktan yakından bir şekilde alakası olması gerekir.

Yarım kalan şarkılar, -daha doğrusu her şey- içinde en ufak bir gerçeklik barındırmıyorsa dinlenmezler, çünkü değersizdirler, çünkü gerçek bir yarım değildirler.

Bizler gerçekten yarım kalanların ete kemiğe bürüdüğü melodilerin hüznüyle terletiyoruz şuan bu sayfaları.

Ya da kim bilir belki de kendi yarımlarımızın gerçekliğinden hala haberdar değiliz o yüzden.

*

Giderken, kalanların sorduğu o soru hiç değişmez, “Gitmek kalana mı zor, gidene mi”

“Sevene ikisi de zor” desem de mutlaka bir şeyler eksik, yavan ve havada...

Gitmek de, kalmak da eksik duygular.

Tek başlarına var olamıyorlar…

Olacakları varsa da oldurulmuyorlar bazen.

Neticede olamıyorlar işte.

Eğer bir gün bu denklemi dünyanın tüm giden ve kalanlarını kapsayacak şekilde çözen birisi çıkarsa, bugüne dek gitmeler, kalmalar üzerine yazılan tüm şiirler, yazılar, romanlar, denemeler ve diğer metinler, hepsi ceketini çıkarıp asar ve bu dünyayı terk eder…

Bende öyle..

 

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı