Gökhan Ateş
Söyleyin ne yapayım?
9 Haziran 2016 Perşembe 17:12:40

Edirne’deki gazetecilik maceramda son yazımı yazdıktan sonra dünyamda muhteşem bir kara delik açıldı sanki, devasa bir boşluğa düştüm.

Öylesine bir boşluk ki kelimeler, cümleler, paragraflar ve en önemlisi de yazılması gereken meseleler kapıma dayandı.

Kesin bir alacaklı tavrıyla “Güm güm güm” diye zihnimin kapılarını yumruklayıp durdular günlerce.

Kuluçkaya yatırdığım köşe yazıları bir hışımla yerinden doğruldu ve -her ne kadar şu sıralar kendimi kısa metrajlı kitap yazımına versem de-, yaşananlar rotamı değiştirmeme neden oldu.

*

Yakın çevremle paylaştığım ve yazımına başladığım anı kitabımda önemli bir aşama kat ettim.

Şu durumda epey ilerlediğim kitabımı da yakmadan, kısık ateşte onu da pişirmeye devam edeceğim elbette.

Umarım gitmeden sizlere

*

Uzun lafın kısası son dediğiniz her şey aslında, son olarak kalmaktan çok, tekrar, nereden, ne şekilde başlayabileceği ile ilgileniyor.

Bahaneler arıyor, buluyor, yaratıyor ve yeniden başlıyor.

Biten her şey tekrar başlamak üzerine kurulu…

*

Bu ülkede özellikle edebiyatçılar, yazarlar, sanatçılar dinlenmeye, yenilenmeye vakit bulamayacak kadar zor bir döngüde çalışıyorlar.

Bu döngü o kadar hastalıklı ve arsız ki…

Üstüne üstlük bir de kronikleşmiş suskunlukla mücadele ediyorlar.

Yazılar dinlenmiyor, köşeler huzur bulmuyor, zaman zaman kaçıp gizlendiğimiz tenhalar tasa deposu olmuş, soluklanamıyoruz.

Sürekli itilip kakılıyoruz yazmaya.

Gaipten bir ses “Yaz ulan, ırgat gibi yaz. Durmadan, dinlenmeden, soluklanmadan yaz, derdimi anlat. Derman bul. Bulamıyorsan da hiç yoktan benim gazımı al” diye sürekli dürtüyor cümlelerimizi.

Ve akıl, vicdan, parmak uçlarında bir kaşıntı baş gösteriyor haliyle…

Ben heyheyli adamım dayanamadım bu kaşıntıya.

*

Özür mü dileyeyim şimdi sizden, “Ya ben gidiyordum ama vazgeçtim. Canım sıkıldı, yapacak bir şey bulamadım, döndüm” mü diyeyim.

*

Aslında şöyle en az bi Eylül’e kadar bir güzel dinlenesim vardı.

Sonra ya gazetede yazmaya devam eder, ya da dergilere yazılar gönderir 10 bin kilometre ötede, gurbette içimde biriken zehri döker rahatlarım falan diye geçiriyordum aklımdan.

Ama yazana, derdini, öfkesini, hüznünü, mutluluğunu yazarak anlatana dert ortağı olmadan geçecek dört ay çok çok uzun bir süreymiş.

Bunu anlamak kısa sürdü.

*

Ben, yani kalem tutan elim;

bu bitmeyen kardeş kavgasında,

sömürü düzeninde,

demokratik ayak oyunlarında,

özgürlük, eşitlik kavgasında,

bu kangrene dönen terör belasında,

tutarsızlık denizinde,

ucu bucağı olmayan dengesizlik ufuklarında,

sözlü kıyamet senaryolarında,

kadınlarımıza, annemize, bacımıza, kız arkadaşımıza, dostumuza yapılan “yarım” yakıştırmalarında,

patlayan bombaların şehrin duvarlarından kazıttığı hayat hikayelerinde,

annelerin binlerce ömrü sırtında taşıyan asırlık feryatlarında

bu ülkenin gecesini gündüze kavuşturmak için zaman zaman habersizce, zaman zaman korkusuzca canlarından olan kardeşlerimizin, abilerimizin, ablalarımızın karşısında

ve sizlerin bitmek tükenmek bilmeyen şu sabrınız, sükunetinizin huzurunda konuşmasın, sormasın, yazmasın da ne yapasın?

Söyleyin ne yapsın?

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı