Gökhan Ateş
18 Eylül İlköğretim Okulu’ndan Çan Lisesi’ne
23 Mayıs 2016 Pazartesi 12:08:21

Geçen hafta Perşembe (19 Mayıs) günü Çanakkale Çan’daydım.

Çocukluğumun, gençliğimin rüzgarlı, ele avuca sığmayan ergenlik kısmının geçtiği küçük, sakin, bakir bir ilçe…

Çan Lisesi’nin mezuniyet pilavına gittim…

50’nci yıl hatırına düzenlenen pilavda, öğretmenlerimle, arkadaşlarımla görüşüp, hasret giderme fırsatım oldu.

Bu yıl ilki gerçekleşen buluşmanın, önümüzdeki yıllarda da devam ettirilmesini yürekten temenni ediyorum.

*

Buluşmamızda, şu satırları yazmamı sağlayan, beni hayatın her yerinde gerek sosyal, gerekse ahlaki değerlerle ailemden gelen temeli pahalı, insanlık dolu harçlarla bezeyen çok değerli öğretmenlerimi görmek, onlarla abla, abi kardeş gibi sohbet edip hasret gidermek hayatın çok ama çok farklı bir boyutuymuş.

Hepsiyle -belki de haddim olmayarak- gurur duydum…

*

Çok leziz iki gün geçirdim.

Ne yalan söyleyeyim, tadı damağımın baş köşesine yıllarca kalkmayacak arsızlıkla oturdu.

*

Her biriyle konuşurken, hayatın olağan savurganlığında esen sert rüzgarların bir araya gelince taze bir melteme dönüştüğüne şahit oldum.

Son 12 yılımın bahçesindeki ağaçların tomurcuklarının umuda, inanca, baharın gerçek güneşine doğru özgürce açılıp saçıldığını hissettim.

Ortak paydalarımızın çoğaldığını, hatta tekrar buluşmamızda en büyük rolü oynadığını da düşündüm…

Neydi o ortak paydalar?

Samimiyet, hatıralara saygı, öğrenilen, öğretilen her şeye duyulan sonsuz vefa…

Geri dönmek mümkün değil o günlere.

Ama geçmişin derin öğretilerinde gizlenmiş o kahraman okulun, hayat elçilerine, yol arkadaşlarına duyulan kederli, isyankar özlemi gidermenin tek yolu o gün orada olmakmış meğer…  

Bu hisler özlem duyduğunuz kişilere sarıldığınız anda, ağızdan çıkan ilk cümle ile birlikte sizi kıskıvrak sarıp ve ömrünüzün soluklanmasına neden oluveriyor işte…

Ömre derin bir nefes aldırıyor…

*

Ben, Çan’ın seramik kokusundan, kömürlü havasından vazgeçeli 8 yıl oldu…

Çocukluğumun, gençliğimin en aşık, en hovarda, en kavgacı, en deli halini 2 günlük bayram ziyaretlerine sığdıralı çok zaman geçti.

Geçen her gün, araya koyduğum yolların kilometremsi uzaklık birimi alaşağı oldu yüreğimde…

Anıların küçük bir ezgiyle, bir kaç yıl öncesine kadar sıradan sayılacak bir albüm fotoğrafıyla, tanıdık bir kokuyla, sesle, yüzle, gecenin gündüzün en belirsiz saatlerinde, en olmayacak yerde gözbebeklerinin kapısına dayanması neyle, kim tarafından açıklanır, hangi duruma tekabül eder bu hisler?

İşte mesafelerin, bittiği anlar o anlar…

*

Gurur duydum, haddim olmayarak, evet…

Öğretmenlerimin bana sınıfı geçmem için, “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini, İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını ezbere bilmek” şartını koştukları günü hatırlayıp gururlandım…

Sıradan bir Cuma okul çıkışı İstiklal Marşı’nı okuduğumuz esnada arkadaki veya öndeki ismi belirsiz şaklabanın yüzünden sırıttığımı gören ve bana tüm okulun önünde fırça kayan, yerin dibine sokan müdürümle gururlandım.

23 Nisan’ı, 19 Mayıs’ı, 29 Ekim’i, 30 Ağustos’u, 18 Mart’ı tam da gerektiği gibi ciddiye alıp, bizlere her şeyden sıkıldığımız, gerekli gereksiz tüm ahmaklıkları yaptığımız o ergenlik döneminde eğitimci kararlılığıyla kafamıza kaka kaka öğrettikleri değerlerin oturması yıllar aldı evet…

Ama oturdu…

Şimdi gel gör ki, onların olduğu yerdeyiz, aynı çizginin üzerinde kol kolayız.

Hem de dimdik ve kararlı…

*

İlkokulda her sabah “Andımız”ı bizimle birlikte okuyan okul müdürüm, gövdesinin, bakışlarının, konuşmalarının, yürüyüşünün dahi her yerinden eğitimcilik fışkıran çocukluk kahramanımızı emekliye ayırmışlar…

Neden?

Çağdaş, Laik ve Atatürkçü eğitimi temsil eden demirbaşlardan birisi olduğu için.

Gittim yanına…

Hala dinç, bıraksan daha 10 nesil daha salar bu ülkenin bağrına…

Beni gördü…

“Dur” dedi…

“Ahmet, yok yok Güven. O da değil. Sen bizi şampiyon yapmıştın. Heh Gökhan”

Ağzımı açıp tek kelime diyemedim…

Sarıldık. “Hoş geldin oğlum” dedi.

“Hoşbulduk hocam. Nasılsınız” diye başladım muhabbete.

Sohbetin ilerleyen bölümlerinde kendisine duyduğum minneti dile getirdim.

Gözyaşları kirpiklerinde asılı kaldı, ağlayamadı.

“Gökhan, oğlum, ben eğitimciyim. Ben bu işe ömrümü adadım. Ben bu işi yapmadan, öğrencinin başarısını kovalamadan, onu hayatta bir yerde görüp mutlu olmadan yapamam” dedi.

Bir öğrencisi için anne babanın peşinden kovalayıp, mahalle kahvelerini kolaçan eden ve en sonunda bulup, “Bana bakın bu çocukla ilgilenin. Bu çocuk umut vadediyor. Ben bu çocuğun iyi bir eğitim almasını istiyorum. Elinizi taşın altına koyun” diye isyan edip anne babayı silkelemesi ve bugün o çocuğunda bir eğitimci olarak hayatına devam etmesi hangi ruhu anlatıyor bize?

23 Nisan sabahları kutlamalara gitmeden evvel yaptığı konuşmayla çocuksu yüreklerimize doldurduğu cumhuriyet ve Atatürk aşkı bugün hangi değere denk ?

Söyleyin bana?!

*

Beden Eğitimi Öğretmenimi de gördüm…

“Önemsiz ders” derler değil mi?

Ben hayatımın en büyük derslerinden birini ondan aldım.

Hayattaki yol haritamda bir çok kilitli kapıyı açacak anahtarı o verdi bana…

Okullar arası turnuvalarda final maçında 3-1 geride olduğumuz zaman devre arasında gözlerimin içine bakıp; “Gökhan, oğlum, bunların hepsi çerez senin için, sizin için” deyip sonra takıma döndü ve hayatım boyunca unutamayacağım şu sözleri söyledi: “Takımsınız siz. Beraber çalışacaksınız, beraber koşacaksınız, burada yenilecekseniz de beraber yenileceksiniz. Takım olun. Kardeş olun sahada. Bağırmayın birbirinize. Takım arkadaşınızın arkasını kollayın. Birbirinizi savunun. Kendinize gelin çocuklar. Bu işin sonunda hiçbir şey yok. Takım olmak var, bunu öğrenmek var. Haydi göreyim sizi”

Bu haykırışının ardından bizim o maçı çıkıp 6-3 alıp şampiyon oluşumuz belleğimin en güzel odalarında hala saklıdır.

Takım olmayı, takıma uymayı, takım çalışması yapmayı, takımca kaybetmek diye bir şey olduğunu öğrendiğim o günü ısıtıp ısıtıp önüme koyan belleğime sonsuz teşekkürler…

Öğretmenime sonsuz minnetler…

*

Sonucu bu gezinin?

Üç kelime…

Umut, inanç ve gurur… 

 

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı