Gökhan Ateş
İddia: “Satılık Basın”
18 Mayıs 2016 Çarşamba 08:20:11

Okan Gaytancıoğlu’nun danışmanı Egemen Ilgın’ı ön seçim sürecinden bu yana izlerim…

Kendisini -–özellikle ön seçim sürecinde-- beğenerek takip etmiştim.

Hala da iletişimimiz gayet iyidir…

*

Geçtiğimiz günlerde Uzunköprü’de Okan Hoca’nın düzenlediği basın toplantısında meydana gelen kargaşada Egemen’in bir basın mensubunun boğazını sıktığı iddiası almış başını gidiyor.

İddiayı duyar duymaz Egemen’i aradım…

Egemen, böyle bir şeyin olmadığını, olamayacağını toplantıda bulunan herkesin de yaşananlara şahit olduğunu dile getirdi ve haliyle kendisini savundu.

“Peki Egemen ne oldu da bu kadar yaygara koparıldı o zaman” dedim…

Dedi ki; “Gökhancım, gazeteci arkadaşlar Okan Hoca’ya epey bi soru sordu. Bende toplantı bitiminde, ‘Herkes sorularınıza böyle sükûnetli cevaplar verebiliyor mu’ diye sordum. Sonra ortalık karıştı. Mağdur olan benim”

*

Ek olarak bir de yapılan haberlere göre “Satılık Basın” ifadesinin kullanıldığına dair bir iddia da söz konusu…

Ancak Egemen’in böyle bir söz söyleyeceğine ben ihtimal vermiyorum.

Kaldı ki kendisi de “Benim asla kullanmayacağım bir ifade. İnanılmaz üzgünüm böyle bir durumun içine düştüğüm için. Ama ben bu durumun hukuki yollardan da takipçisi olacağım. Orada böyle bir ifade kullanıldığını ben yaşanan kargaşa da duymadım” diyor.

*

Ortaya atılan “satılık basın” ibaresi öylece melun melun gözlerimizin içine bakıp, bir de suratımıza imalı gülücükler savurunca e bize de “varsa” -–CHP Uzunköprü İlçe Teşkilatından-- bu sözü söyleyene, “yoksa” bu iddiayı ortaya atana iki çift laf söyleme hakkı düşer…

Buna yazının sonunda yer ayıracağım…

*

Konumuza dönelim.

Bir basın mensubunun en büyük eylemidir yazmak…

Efelenmek, dayılanmak, kabarmak, bağırmak, çağırmak, sayıp sövmek, polemiğe girmek, kavga etmek bu işin doğasına aykırıdır…

Egemen ile sürtüşen kişi, belli ki elinde bulundurduğu gücün farkında…

Elindeki –propaganda- gücünün o kadar farkında ki “yazmanın, çizmenin, karalamanın” ancak kendi insiyatifi olduğu kanısında…

(Halkın da yazılan her şeye inanacağına inandırmış olmalı kendisini)

Ya da ben yazarsam, size takarsam Uzunköprü’de bitersiniz kafasında…

Halkın nezdinde kişiyi hem itibarsızlaştıracak, hem de göklere çıkaracak aracın sadece kendi meslek grubunun elinde olduğunu düşünen ve bunun verdiği itici cesaretle kaynama noktası düşen meslektaşım kendisine, mesleğine yakışmayan olaya karışmış…

Başta da söyledim, her zaman da söylüyorum ve söyleyeceğim…

Gazetecinin en büyük eylemi yazmaktır…

Her şeyi, herkesi, seçmeden, itelemeden, ötelemeden, kişilik haklarına saldırmadan, kargaşaya, polemiğe girmeden, yanlışı da doğru üslupla yazmak…

İşte bizim asli, etkili, tesirli gücümüz o zaman toplumun damarlarında özgürce dolaşabiliyor…

*

Diğer yandan Egemen Ilgın’ın gazetecilere “Herkes sorularınıza böyle sükûnetli cevaplar verebiliyor mu” gibi bir ifadeyle söylenmesi “Danışman” sıfatına yakışmamış.

Bir danışman olarak böyle bir şey söylemesi çok abes kaçmış…

Gazeteci sorulmaya değer bulduğu her şeyi karşısındaki yetkiliye sorabilir ve karşısındaki kişi -hele ki milletvekiliyse- makamının getirdiği sorumluluklar gereği tüm sorulara gerek gördüğü ölçüde cevap verir.

Egemen Ilgın, Okan Gaytancıoğlu’nun danışmanıdır.

Dolayısı ile böyle bir çıkış yapması Gaytancıoğlu’nun zekasına da saygısızlıktır.

Okan Hoca meclise “Aydın sorumluluğu” ile gidiyorum diyen, alanında son derece donanımlı bir eğitimci…

Yani sorulacak her türlü soruya cevap verebilecek, (işine gelmeyen) soruları da savuşturacak kapasitede…

O tepki göstermiyorsa sizin tepki göstermeniz elbette tuhaf kaçar, kaçacaktır…

Kaldı ki dediğim gibi gazeteci gerekli gördüğü her şeyi sorabilir…

Gerekli veya gereksiz olduğuna siz karar veremezsiniz.

Basının önüne çıkan, çıkacak olan kişi veya kişiler de bunun farkında olmalı…

*

Neticede gazeteci arkadaşımın veya büyüğümün böyle bir olayda adının geçmesini ne kadar yadırgadıysam bir milletvekili danışmanının da “Herkes sorularınıza böyle sükûnetli cevaplar verebiliyor mu” diye gereksiz çıkışını da o kadar yadırgadım…

Gazeteci sorar, cevabını alır, kalemini oynatır…

Eğer o noktadan sonra varsa bir ahlaksızlık, çarpıtma, kişilik haklarına saldırı elbette gerekli mücadelenizi gerek sosyal mecrada, gerekse hukuki mecrada verirsiniz…

Toparlayacak olursak; gazetecinin eylemi yazmak, vekilin ve danışmanın eylemi hizmet etmektir…

Yaşananların hepsinin anlamsızlığı da bundan kaynaklanıyor…

*

“Satılık Basın” mevzusuna gelince eğer gerçekten iddia edildiği gibi toplantıda bulunan CHP’lilerden biri tarafından böyle bir ifade kullanıldıysa, bu iğrenç, aşağılayıcı, onur kırıcı sözü kendisine sadece “Satılık” kelimesinin tüm anlamları ile birlikte iade ediyor, isminin yanına ekliyorum…

*

Bir diğer yandan eğer böyle bir söz söylenmemiş ise ve “Satılık Basın” ifadelerinin sahibi iddia makamı ise…

Söylenecek pek bir şey kalmıyor…

He illa bir şey söyleyeceksek…

“Güç, önce ahlak, mesleğe ve meslektaşlara karşı bir sorumluluk duyma hassasiyeti gerektirir” demekten başka bir şey çıkamıyor dilimizden…

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı