Gökhan Ateş
Ne söyleseniz inandıramıyorsunuz
16 Mayıs 2016 Pazartesi 07:35:37

Bugün öyle çok fazla mevzuya dalmayacağım.

Konumuz tek, (Ya da öyle olacağını umuyorum)

Biraz hafıza tazeleyip, biraz da sağlamasını yapacağız…

*

Rıfat Hisarcıklıoğlu…

*

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı, (TOBB)

Kılıçdaroğlu’nun “Beni yalnız bırakıyorsunuz. Yükü paylaşmıyorsunuz. Ülke yangın yeri gıkınız çıkmıyor” diye kendi delegelerinin önünde yerden yere çaldığı kişi…

Ve tabi ki Recep Gürkan tarafından yanılmıyorsam Sonbahar Mevsiminde Edirne’ye fahri hemşeri olarak kazandırılan kişi…

*

Mevzuyu bu üç başlık altında değerlendirip sağlamasını yapacağız.

Başka bir başlığa ihtiyacımız yok.

*

Rıfat Hisarcıklıoğlu Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışının altında kalmamak için hemen basını almış karşısına ve “Kendisi ile beni karıştırıyor herhalde. Ben anamuhalefet partisi lideri değilim. Ben TOBB Başkanıyım. Bana muhalefet etmek istiyorsa, seneye gelir,  Türkiye 'de beceremedi, burada Odalar Birliğinde de boyunun ölçüsünü alır. Bizde hizmet verene teşekkür edilir, ahde vefa vardır. Biz ahilik geleneğinden geliyoruz. Biz emeğin, alın terinin, akıl terinin ne olduğunu çok iyi bilenlerdeniz” ifadelerini kullanarak aklınca Kılıçdaroğlu’na cevap vermiş.

*

Kılıçdaroğlu’nun vadesinin çoktan dolduğuna ve artık oturduğu koltuğu dolduramadığına inananlardanım.

Ediz Ün ve Hasan Yürek gibi değişime inananlardanım.

Soldan sağa Türk Muhalefeti adına üç kere;

“Değişim değişim değişim”

Ancaaaak rakı masasında değil, akıl masasında…

Neyse bu faslı hızlı geçelim.

*

Kılıçdaroğlu’nun TOBB’a yaptığı sitemi gerekli, yerinde ve son derece haklı bulan kesimdenim…

Sapla samanı karıştırmamak lazım.

Türkiye’de ana muhalefet partisinin iktidar partisine muhalefette kısır kaldığı aşikar…

Bu durum sadece Kılıçdaroğlu ve CHP’li vekillerin üretkenliği ile de alakalı değil…

Siz ne kadar üretirseniz üretin, Türkiye’nin güçlü sivil toplum kuruluşları, güçlü işadamları, güçlü sermayeleri, güçlü toplulukları, üniversiteler söylemlerinize ucundan kıyısından destek vermezse halkın gözünde kendin çal kendin oyna konumuna düşersiniz.

Bu konuma düşerken bir de kurucu değerlerinizle çelişir, o kesime yaranayım, bu kesime açılayım deyip çorabı kaçırırsanız işte o zaman ciddiye alınmak isteseniz bile alınamazsınız.

Bkz: “Halk asgari ücret bin 500 lira olacak diyene değil, bin 300 lira olacak hatta yılın son 3 ayı kesinti olacak” diyene oy veriyor…

Neden?

Çünkü inanmıyorlar.

Neden?

Çünkü bugün yapılanların aynısı geçmişte de yapıldı.

Hem de laiklik ve Atatürkçülük üzerinden.

İnandırıcılık kaybedildi, kazanılamıyor…

*

TOBB’da Kılıçdaroğlu tarafından yapılan çıkış doğrudur.

Ama toplumda bir karşılığı yoktur, geç kalınmıştır.

Kurucu değerleriniz askıdayken, partinizi neyi savunduğunu anlayamadığımız kişilerle böylesine çirkin dizayn etmişken, yapılan her çağrının toplumdaki karşılığı kocaman bir “Yav he he” geçiştirmesidir.

*

Birde işe Edirne boyutundan bakalım.

Edirne’nin iktidarı CHP…

Edirne’de CHP’nin başındaki kişi kim?

Recep Gürkan…

*

Kılıçdaroğlu “Ben sert muhalefet yapacağım. Güzellikle söyledik anlamıyorlar. Artık dilimin kemiğini kırdım” deyince Recep Gürkan; “AKP halkın yüzde 50 oyunu almış güçlü  bir hükümettir” diye CHP teşkilatında bulanıklığa, ileriyi görme kaybına yol açacak kimsenin anlam veremediği bir açıklamada bulunuyor.

Recep Gürkan aylar öncesinden Rıfat Hisarcıklıoğlu’nu Edirne’ye fahri hemşeri ilan ediyor, Kılıçdaroğlu öyle veya böyle dönüp dolaşıp bizim hemşeriyle kendi kongresinde “Kavgaya tutuşuyor” 

CHP’nin İl Başkanı, Kılıçdaroğlu’nun Edirne’deki gölgesi, Başbakanın Edirne’deki gölgesi ile  “Çağdaşlaşma” şemsiyesi, başlığı altında Edirnelilere aklınca “demokrat liderlik nasıl olunur” dersi veriyor.

Ankara ayrı, Edirne ayrı telden çalıyor.

*

Karmakarışık, neyin ne olduğunu anlayamadığınız, kafanızda deli soruların uçuştuğu, hiçbir sorunuza cevap bulamadığınız, ama tüm sorularınıza cevap bulduğunuz, bulduğunuz cevaplarla daha da kahrolduğunuz, bulamadığınız cevaplarla da umutlanmaya, inanmaya devam ettiğiniz, bazı yerlerde -benim yazarken dediğim gibi- ne alaka dediğiniz, ama bazı yerlerde de “hakikaten ya” falan dediğiniz, darmadağın, şekil yönünden zayıf, anlatım yönünden şekilsiz, kim kiminle nerede ne yapıyor oyununa benzer, ancak kimin kiminle nerede yaptığı belli olmayan, olamayan, siyasetin Ergene kimyasallarına bulandığı, garip portrelerin ortaya çıktığı kirli bir yazı oldu.

Kusura bakmayın gari.

Yeni CHP’yi size başka türlü anlatamazdım.

Biri gidiyor Mersin’e, ötekisi gidiyor tersine.

Bizim ki de psikoloji, bizim ki de ruh hali, bizim ki de akıl, bizim ki de fikir belli bir yerden sonra kalem bile kaldıramıyor, sendeliyor yani.

 

 

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı