Gökhan Ateş
O kadar özgürüm ki, özgürlükten kusacağım
3 Mayıs 2016 Salı 22:21:04

Yaklaşık bir haftadır yazmıyorum.

Yazıyorum da yazamıyorum…

Yazıyorum siliyorum, yazıyorum beğenmiyorum falan garip triplerdeyim.

Ama bugün öyle bir şey oldu ki bu kalem kör topalda olsa yazmalı, yazacak, yazıyor.

Malum dün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ydü.

E tabi böylesine möhim bir günde Belediye Başkanımız Recep Gürkan rahat durur mu?

Demokrat damarını kabartıp, devrimci kökeninin verdiği yetkiye dayanarak vermiş coşkuyu.

Demiş ki Başkan Gürkan;

*

 “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına, basının özgür olması önemli bir noktadır. Avrupa ülkeleri ile ülkemizi karşılaştırdığımızda basın özgürlüğü bakımından dünya genelinde en alt sıralarda olduğumuz bu yıllarda, tüm basın mensuplarımızın her türlü baskı ve sansürden uzak, sesini daha özgür duyuracağı bir dünya dileğiyle 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutluyorum”

*

Hay Allah’ım

Her okuduğumda neden beni gülme alıyor, anlayamıyorum.

Tanrım aklıma mukayyet ol.

Gözlerimi ovuştura ovuştura bilgisayarın ekranı küflendi.

"Özgürlük" diyor, "özgür ifade" diyor, "baskı ve sansürden uzak" diyor…

Yok yok dayanamayacağım valla kusura bakmayın…

Hahahahahahahahahahaha

Öhö öhö tamam iyiyim.

Oh be :) :)

*

Başkan Gürkan’ın basın özgürlüğüne dair yaptığı açıklamanın ardından hemen açıp mailime baktım.

Erdin Bircan da bu mevzu ile alakalı bir şeyler karalatmıştır diye düşündüm…

Bir de ona bakmak geldi içimden nedense hemen.

Ama inanın istem dışı…

Gayriihtiyari bir refleksle Erdin Bircan ne demiş acaba “Özgür Basın için” diye dedim ve mailimi açıp baktım…

Aaaa birde ne göreyim…

Erdin Bircan bana mail gönderme olayını kesmiş.

*

Şaşırdım.

Gözlerim fal taşı gibi büyüdü, yuvalarından fırlayacaktı.

En son ne zaman göndermiş acaba diye merakla, büyük bir maceraya kapılmışçasına geri dönüp taramaya başladım mailimi…

Mailden geriye doğru gittikçe her aşamada şaşkınlığımı gizleyemiyor, “Aaa vekil bey hakikaten küsmüş bana ya” diye debeleniyorum.

Sonra ilk sayfayı geçtim.

Hala yok.

Derken iki, üç, dört heh işte burada…

Hemen tarihe baktım…

15 Nisan 2016 gelen son mailin tarihi…

“Sayın Basın Mensubu, CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan'ın 17 Nisan Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümü mesajı ekte bilgilerinize sunulmuştur. İyi çalışmalar. Erdin BİRCAN Edirne Milletvekili Çevre Komisyonu Üyesi”

Başlığı ve imzası ile tarafıma servis edilmiş son Erdin Bircan haberi.

*

Erdin Bircan bana neden bu kadar kızmış, küsmüş, darılmış, tavır koymuş, mail yoluyla beni protesto ediyor, bana trip atıyor diye diğer meraklarımdan daha bağımsız bir meraka kapıldım haliyle.

Bu sorunun peşine düştüm hemen.

Hızla Nisan arşivimi açıp 14 – 15 - 16 Nisan’da yazdığım yazıları kontrol ettim.

Aaa birde ne göreyim…

15 Nisan 2015 Tekin Bingöl’ün Edirne’ye geliş tarihi.

Ne alaka diyebilirsiniz…

Şöyle: “O gün Tekin Bingöl’e Recep Gürkan’ın makamında İlyas Akmeşe’yi kabul ettiği ziyarette kullandığı ifadelerin Kılıçdaroğlu’nun Karaman’daki malum vakadan sonra izlediği sert politikayla çelişip çelişmediğini sormuştum”

Recep Gürkan’ın deyim yerindeyse bana gözleriyle ateş ettiği gündü.

Okuyanlar bilir, bu konuyu özellikle son birkaç yazımda aralara serpiştirmiştim. 

*

Ya ben diyorum ki “Olayın suyu çıkmasın daha fazla dillendirmeyeyim”

Başkan Gürkan’da sağda solda “Farkında olmadan nasıl baktıysam” diye benle maytap geçiyor kendince..

Dedim ki: “Sus Gökhan. Gül geç. Ama öyle böyle gülme basın özgürlüğü dediklerinde kahkahalarla gül, haykıra haykıra, umarsızca, fütursuzca gül”

Kısacası rahatsız oldum kendi mıy mıylığımdan yani.

Bu açıklama için de aslında niyetim gülüp geçmekti.

Ki yaptım da ama karşıma çıkan hadiseye bakın.

Artık siz bu durumu ilahi bir işaret olarak mı görürsünüz, tesadüflere mi yorarsınız, yoksa evrendeki enerjinin birikip birikip 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde bana “Lan bi mailini kontrol et bak ne göreceksin” mesajına mı bilmiyorum…

İşe bakın ki; 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde Erdin Bircan’ın bana küsüp mail göndertmemesini fark ettim.

Tanrım çok üzgünüm.

Ben bu yükle daha nasıl yazar çizerim :)

*

Ha bir de geçenlerde şey olmuştu…

Yine 15 Nisan’dan sonra. Atatürk’e benzeyen tiyatro sanatçısının Edirne’ye geldiği gün Fevzi Pekcanlı’yı aramıştım.

“Kimsin telefondan numaralar silindi tanıyamadım kusura bakma” diye açmıştı telefonu…

Her ne kadar eski, klişe, sığ bir kıvırma taktiği olsa da ben pek oralı olmamıştım.

“Olabilir, herkesin başına gelebilir” falan diye takılmamıştım…

Yine takmadım.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tüm bu noktaları birleştiriyorum da…

Şimdi beni bu evrendeki tuhaf enerji dürtüp duruyor.

“Acaba” diyorum başkanım acaba? :)

*

Herkes bana küstü Pepe…

Çok mu özgürüm sence?

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı