Erdoğan Eğmen
FESTİVALLER İPTAL
9 Nisan 2016 Cumartesi 17:47:00

Hamlet ile başlıyorum.

Shakespeare diyor ki, “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu. Düşüncemizin katlanması mı güzel zalim kaderin yumruklarına, oklarına ya da diretip bela denizlerine karşı dur yeter demesi mi”.

Arkasından da metinden diyorum ki, “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda”. 

*

Terörün istediği insanları eve kapatmak, yaşamdan koparmak ve kaos ortamında ülkeyi parçalamak.

‘Hamlet’te bunu anlatıyor.

Hamlet intikam hırsıyla yaşamını sürüklerken ülkesinde darbe oluyor.

Yabancı ordular ülkeyi işgal ediyor piyesin sonunda.

‘Hamlet’ bunu anlatıyor.

Terör yaşamı durduracağı, giderek yazmayı, çizmeyi düşünmeyi engelleyeceği için herkesin kendi işinde inat etmesi gerekiyor.

İnsanların ümitsizliğe kapılmamaları için direnin.

*

GOOGLE amcayı açın ve şunları yazın.

“Festivaller iptal”

Terör yüzünden.

Karşınıza yüzlerce haber çıkacaktır.

Acılar da kültürün bir parçası olduğuna göre iptal etme işi biraz kolaycılık.

Bu acılar festivallere eklenebilirdi.

Ama festival deyince oynama zıplama durumu algılandığından bu kararlar daha çok ‘bahane’ olarak duruyor.

Terörün bizim ülkemizde yapmak istediği de budur işte.

*

-ÖZGÜR OLMAKTAN KORKMAK-

*

İnsan, ,içinden gelen sese göre davranır ve böylece kendi özünü gerçekleştirerek, insan oluşunu ortaya koyarsa, dünya ile ilişkiye geçmiş demektir.

O, artık yalnız, tek başına ve içine kapalı bir atom olmaktan çıkıp; çalışan, üreten ve yaratan bir birey olmuştur.

Ve bu yolla, yaşamanın tek amacının, hayatın doğrulanması ve dolu dolu yaşanması olduğunu da anlar. (Özgür Olmaktan Korkmak)

*

Korkular, anlamsızlık duygusu, güçsüzlük ve ölümden sonra ne olacağını bilememe gibi düşünceler, insanların çoğu için dayanılması mümkün olmayan bir ruhsal durum oluştururlar.

Ama böylesi korkulara kapılan herkes, kendini huzurlu hissetme, hayatı sevme ve gelecekten korkmadan ileriye doğru adım atma şanslarını da yitirir.

(Özgür Olmaktan Korkmak)

*

İnsan, diğer insanlar ve evren ile birlik içinde olduğu o ilk bütünsellik halinden ayrılıp, kendi bireyselliğinin farkına vardıkça, önünde iki seçeneğin var olduğunu görür.

Veya içinden gelen sevgi ve üretici çalışma güçlerini kullanarak ( yani kendini gerçekleştirerek) dünya ile bir olmaya çalışacak ya da özgürlüğünü ve kendi kişisel bütünlüğünü feda ederek, herhangi bir biçimde “güvensizlik içindeki bir asalak” olarak hayatını sürdürecektir.

(Özgür Olmaktan Korkmak)

*

Eğer bir insanın varoluşu, kendi çabaları ile olmuşsa ve o insan kendi ayakları üzerinde duruyorsa, böyle bir kimse kendini güçsüz hissetmez ve peşine takılacak ideolojiler aramak gereğini de duymaz.

Bir insan kendi akıl ve sevgi güçlerini ne kadar geliştirirse, kendisi ve çevresiyle özdeşlik ve birlik duygusu da o kadar artar.

Çünkü onun bu olgun kişiliği, kendi benliğinin meyvesidir ve herhangi bir toplumsal rol ya da statüden doğmaz.

Böyle bir insan başkalarına ne kadar çok verir ve içsel bütünlüğü ile özgürlüğünü feda etmeden onlarla ne kadar ilişkiye girerse, görür ki; ortaya çıkan o insanca öz, herkeste aynıdır.

( Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması)

*

Tek bir çözüm var: Gerçeğin gözünün içine bakmak.

İnsan dünyada tek başına ve onun kaderine ilgisizmiş gibi duran evrenin içinde yapayalnız.

İşte bu gerçeği görmek ve kabul etmek zorundayız.

Ve bu sorunu insanların kendi başlarına göğüslemekten başka çareleri de yok.

Bunu, onlar için çözecek doğaüstü bir güç de bulunmamakta.

İnsan, kendi sorumluluğunu bilmek, bunu üstlenmek ve hayatına ancak kendisinin, o da kendi içsel güçlerini ( sevgi, akıl ve üretici güçler) geliştirip, onların meyvelerini oluşturarak bir anlam verebileceğini, artık iyice anlamalıdır.

Ama bu anlamlandırma olayı, insana bir güven ve bir kesinlik rahatlığı getirmez. Çünkü kesinlik arayışı, insanın kendisini geliştirmesini engeller.

İnsana kendi güçlerini geliştirmek, güzelleştirmek ve meyva vermesini sağlamak imkanını veren, bilinmezlik ve belirsizliktir.

Gerçeği korkusuzca algılayabilenler şunu görürler: hayata siz nasıl bir anlam veriyorsanız, o da size öyle gözükecektir.

Üretici, geliştirici ve sevgi dolu yaşamakla, insan kendi hayatını da öyle kurmuş ve belirlemiş olur.

Kaynak: Yaşama Sanatı (Erich Fromm)

 

 

 

 

 

 

edirneportal.net Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı